Gündem
Tuzluca’da “Geçmişten Günümüze Ermeni Mezalimi” Konferansı
27 Ocak 2011 Perşembe 11:01                         1226 kez okundu.
“ Iğdır’ın Tuzluca ilçesinde bulunan Tuzluca Belediyesi Düğün Salonu’nda Iğdır Azerbaycan Dil Ve Kültür Birliğini Yaşatma ve Destekleme Derneği, “Geçmişten Günümüze Ermeni Mezalimi” konusunda konferans ve fotoğraf sergisi düzenledi. „

Iğdır Azerbaycan Dil ve Kültür Birliğini Yaşatma ve Destekleme Derneği Başkanı Ziya Zakir Acar tarafından hazırlanmış olan Hocalı’da yapılan katliamları konu edinen resim sergisinin açılışını Tuzluca Kaymakamı Murat Sarı yaptı. Tuzluca Kaymakamı Murat Sarı, İlçe Emniyet Müdür’ü, Barış Gökdemir, J.Yüz. İsmail Özdemir, Azerbaycan Kars Başkonsolosluğu Iğdır Temsilcisi Rafik Rüstemoğlu da konferansa katılan isimler arasındaydı.


Acar konuşmasında “Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanmasına giden yol birçok bağımsızlık mücadelesinde olduğu gibi çok zorlu ve kanlı engellerin aşılmasıyla ortaya çıkmış. Bu tarihlerin içinde en önemlisi bugün 21. yılı hüzünle anılan Kanlı 20 (Ocak) Hadiseleridir. Zira 20 Ocak 1990 gecesi meydana gelen acı olayların ardından baş veren gelişmeler 1991 yılında azatlığa giden yolu açmış,


20 (Ocak) günü sabahın erken saatlerinden itibaren kırmızı karanfillerle şehitler hıyabanına yürüyen yüz binler gözyaşları içinde ellerindeki karanfilleri dualarla Fatihalarla mezarlara bırakarak yâd ederler.


20 Ocak saldırısı bir korku filminin hayata geçmiş haliydi. Öyle kanlı sahneler yaşanmıştı ki, kalemler bunu anlatmaya yetmez.


Şimdi Azerbaycan, 20 Ocak şehitleri için ağlıyor. Azerbaycan, Rus askerleri tarafından bundan 21 yıl önce Azerbaycan halkına yönelik gerçekleştirilen ve yüzlerce masum insanın ölümüyle sonuçlanan 20 Ocak Rus vahşetini ülke genelinde ilan edilen yasla anıyor.


20 Ocak aynı zamanda Azerbaycan’ın diriliş ve kurtuluş günüdür. 20 Ocak şehitleri kendi fedakârlıkları ile Azerbaycan halkının mücadele yolunun önünü açmışlardır. Ruhları şad olsun. Bu vesile ile Azerbaycanlı kardeşlerimizin acılarını yürekten paylaşıyoruz. Iğdır, Ermenilerin en çok katliam yaptıkları bölgelerden biridir


Iğdır’ın bulunduğu ova “Sürmeli Çukuru” olarak anılmaktadır.  Aras nehri’nin öbür yanı yani Ermenistan sınırları içerisinde bulunan ovalık kısma ise ‘Sahat Çukuru’ denilmektedir. Sahat Çukuru da yıllarca Türklerin barındığı eski Türk yurdudur. Sahat Çukuru ismi XIV yüzyılda yaşamış Türkmenistan beylerinden Sa’ad’tan gelmedir. Aras’ın bu yanı ve öbür yanı Türklerin meskeni durumundaydı. Ağrı dağı ve Alagöz dağları arasındaki geniş ovalık bölgeyi Aras nehri ikiye ayırmaktadır. Sürmeli Çukuru ve Sahat Çukuru yerleşim yerinde yaşayan Türkler aynı kaderi paylaşmıştır.


Yıllarca birlikte yaşadığımız Ermeniler, Rusların desteğini alarak korumasız, silahsız Türk köylerine ani baskınlar düzenleyerek, gaddarca katletmişler. Göçlere sebep olmuşlar. Katliamlardan kaçarak kurtulanlar ise Aras’ın bir öbür yanına, bir bu yanına gidip gelmişler.

Çarlık Rusya’sının bölgeyi işgal ettiği 1828 tarihinden 1912 tarihine kadar bugünkü Ermenistan’ın başşehri olan Erivan eyaletine bağlanan bölgede yaşayan nüfusun yüzde 83,7’sini Türkler oluşturuyordu. Bu oran 1918’den sonra yüzde 4.12’ye düşmüştür.


Iğdır’da Ermenilerin yaptıkları zulümlerin ve katliamların büyük kanıtları mevcuttur. Oba Köyü, Hakmehmet Köyü ve İlçemizdeki Gedikli köyü toplu katliam yerleri Ulusal basın önünde açılmış ve katliamların doğruluğu canlı şahitlerin de ifadeleri pekiştirilerek ispatlanmıştır.. Ancak Iğdır’da açılmamış birçok katliam yerleri ve toplu mezarlar da mevcuttur. Küllük, Bayraktutan, Necafali, Yaycı, Koçkıran, Kadıkışlak köyleri bunlardan bir kaçıdır. Bu köylerimizde yapılacak kazı çalışmalarında toplu katliamların gün ışığına çıkacağı aşikârdır.


Bugün sözde soykırım iddialarıyla Türkiye’yi suçlayan Ermeniler yakın tarihte de işgalci tutumlarına devam ederek, Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde 7 bin kişilik nüfusa sahip ve coğrafi konumu itibarıyla bölge içi stratejik önemi olan Hocalı kentini ele geçirmişler. Sivil, eli silahsız, Azerbaycan Türkleri çocuk, kadın, ihtiyar ve genç demeden katletmişlerdir.


Resmi verilere göre 613 kişi hunharca katledilmiş; bunlardan 83 çocuk, 106 kadın acımasız yöntemlerle işkence yapılarak öldürülmüştür. Ermeniler şehitleri özel acımasızlıkla, gözlerini oyarak, kafalarının derilerini soyarak vücutlarını doğrayarak öldürmüşlerdir. Küçük çocukların gözleri oyulmuş, hamile kadınların karınları yırtılmış, insanlarımız diri diri toprağa gömülmüştür.


Ermeniler yaptıkları bu gaddarlıklar yetmezmiş gibi Avrupa’yı da arkalarına alarak Türkiye Cumhuriyetini yalanlarla yıpratmak istemektedirler.


Dış güçlerin desteğiyle, Türk topraklarında hep bir Ermenistan devleti hayaliyle yaşayan Ermeniler günümüzde de bu ütopyalarını, resmi-gayrı resmi her ortamda dile getirmektedirler.


Ermenistan’ın 23 Ağustos 1990 tarihli “Bağımsızlık Bildirisi” nin 11. maddesinde soykırımın uluslar arası alanda kabul görmesi çabalarını desteklemesi,

23 Eylül 1991 tarihinde aldığı bağımsızlık kararı bir anayasa hükmü haline getirilmiştir.


Aynı çerçevede 1991 Şubat ayında Ermenistan Parlamentosu, Kars Antlaşması ile çizilmiş olan sınırları tanımadığını ilan etmiştir.


Dolayısıyla “Bağımsızlık Bildirgesi”, “Bağımsızlık Kararı” ve “Ermeni Anayasası” olmak üzere bugünkü Ermenistan için önem taşıyan bu üç belgenin, Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğüne yönelik stratejiyi açıkça ortaya koyduğu görülmektedir.


Ermenistan’da kaybedilen topraklar için doğal bir anıt kimliği taşıyan Ağrı dağı ile ilgili figürleri, Devlet Arması’nda, paralarda, otel odalarında, basın ajanslarının amblemlerinde, şarap markalarında görmek mümkündür.


Bu ülkü ile yetiştirilen Ermeni gençleri Türk topraklarına sahip olmayı kendilerine milli hedef haline getirmektedirler. Bazı ulusal gazetelerinde Ermeni öğrencilerinin “Kutsal Ağrı Dağı tamamen Ermenistan’a ait olmadıkça kendimi Ermeni saymayacağım” şeklide beyanları mevcuttur.

Bizleri yaklaşık 100 yıl önce yapıldığını iddia ettikleri sözde soykırım ile suçlayan Ermeniler, henüz daha 19 yıl önce Azerbaycan Türklerine yönelik yapılan soykırımı niye kabul etmiyorlar.

Türkiye’yi sözde soykırımla suçlayan dünya devletleri, Azerbaycan’da yapılanları niye görmemezlikten geliyor…


Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesi doğrultusunda her zaman barışı seven bir millet olmuşuz ve olmaya devam edeceğiz. Ancak tarihi hafızalarımızı canlı tutmalıyız. Ve bizleri yalan ve sahte beyanlarla suçlayanlara karşı gerçekleri bilerek davamıza sahip çıkmalı ve kendimizi savunmalıyız.”dedi.


Konferansta Yönetmen Korhan Yurtseverin Hocalı filmi ve Gazeteci Yazar Serdar Ünsal’ın hazırladığı Ermeni belgeseli katılımcılara izlettirildi. Hocalı’daki yaşanan insanlık dramını izleyen öğrenciler, filmi izlerken gözyaşlarını tutamadılar.


Bu sitede yer alan bilgiler www.IGDIRLI.com adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Igdir Reklam verin
geri
geri
Araçlar
Copyright © 2012 Iğdırlı Medya Grubu Tüm hakları saklıdır.
IĞDIRLI.COM Yerel Haber, Analiz, Fotoğraf ve Video Portalı.