Sahi, kim bunlar? Üç beş tane tanıdık sima dışında, dükkan camı kıranları kimse tanımıyor. Milletvekilimiz gibi, göstericilerimiz de diğer şehirlerden ithal edildi. Daha birkaç gün önce, mitinge katılanların fotoğrafını çeken polisler, linç edilmekten son anda ve havaya ateş ederek kurtuldular.
Nasıl bu hale geldik? Etrafı yakıp yıkanlar kovalıyor, polis kaçıyor. Yüzlerce kişilik çevik kuvvet ekibi, çelik kalkanların arkasına sığınmış, gelen taşlardan kendini korumaya çalışıyor. İyi de, vatandaşın çelik kalkanı yok ki!... Vatandaş kendini, evini ve iş yerini nasıl koruyacak? Ya da vatandaşı kim koruyacak? Her an görevden alınma korkusu yaşayan, eli kolu bağlanmış polis mi? Yoksa, kozmik odasına girilen asker mi?
Vekilimiz polis müdürüne parmak sallayarak:
“Ben senin başbakanına bağırırım” diyor.
Polis müdürü, sus pus!...
Sonra sokaklara dağılan göstericiler, etrafa saldırıyor. Dağıtılan iş yerlerini toplamaya çalışanlar, canını kurtarmaya çalışanlar, ve seçimlerde yaptığı hatayı hala anlayamayan, olayları perde arkasından izleyen TÜRKLER ve KÜRTLER… Kısaca herkes tedirgin. Türkler de tedirgin, PKK lı olmayan Kürtler de…
Devlet vatandaşını yalnız bırakmış görüntüsü veriyor.
Devletine güvenini yitiren vatandaş, içinde yaşadığı topluma da güvenmez. Sosyal travmalar yaşayan toplumlara ait tüm değerler, “YOK OLMA” tehlikesi ile karşı karşıyadır… Sosyal bıkkınlıkla beraber, milli, manevi ve kültürel tüm değerler önemini yitirir, yabancı hayranlığı öne çıkar.
Türk Milleti, şimdi bu tehlikeli sürecin tam ortasında bulunmaktadır. Kendi kabuğuna çekilen Iğdırlılar da, bu “travmatik süreçten” etkilenmenin sıkıntısını yaşıyorlar.
İyi de, Iğdırlıların bu sürece katkısı yok mu? Hem genel, hem de yerel seçimlerde bölünen oylar, şimdi gelinen noktanın başlangıcı değil mi?
İlle de BEN!... İlle de BEN!.... Ve, “İlle de BEN” şakşakçıları….
İşte sonuç…
“İlle de BEN” diyenler, ve şakşakçıları, şimdi mutlaka pişmandırlar. Ama, atı alan Üsküdar’ı geçti… “İlle de BEN” diyenler her zaman olabilir. Olacaktır da… Ancak, onların peşine takılanların vebali çoktur. Onlara, “korkma arkandayız” mesajı vermek, Iğdır’a yapılan en büyük haksızlıktır.
Televizyon ve gazetelerde çarşaf çarşaf terör haberleri ile anılmak yerine, elmamız, karpuzumuz, Melekli Şalağı ve diğer güzelliklerimiz ile anılmak daha güzel olmaz mı?
Elbette güzel olur…
Öyleyse, yapılan hatalar onarılmalıdır.
Terör haberleri Iğdır’a yakışmıyor…
Hem de hiç…