Aziz şehitlerin anısına birkaç satır yazabilmek onlar hakkında bir iki söz söylemek benim için çok büyük bir zorluk.
Evet, onlar buradadırlar…
Allah’ın buyurduğu gibi, onlara ölüler demeyin, nihayet onlar Rableri katından bizlere ümitle bakmakta, bizleri de o yurda davet etmektedirler.
Bu yüzden ben de şehitlerin önünde, onların rızasını da bekleyerek, anlaşılmaz bir olayı, bu akıl almaz katliamı, hatırladıkça içimizi dağlayan bu dipdiri, bu sürekli kendini yenileyen vakayı tarihin ışığından yola çıkarak, günümüzdeki olaylarla yorumlamak istiyorum.
Hoçalı, bir katliamın resmedildiği yer olarak bizlerin aklında her daim duracak ve kalplerimizin en acılı yerinde sürekli kendini hatırlatacaktır.
Hocalı, zulmün karanlık yüzünü yansıtması açısından ve bizlere bir kez daha “zulmün dini ve ırkı” olmayacağını göstermesi açısından da önemlidir.
Sovyetler silahlarını sattıkları Ermenileri kullanarak, çoluk-çocuk, kadın-erkek, genç-yaşlı demeden herkesi katlederken, insanoğlunun hayatının iktidar ve dünya hırsı karşısında nasıl da küçüldüğünü gösteriyordu bize.
Hocalı’da mazlumca öldürülen bir çocuğun bize hatırlatacağı ne olmalıdır acaba?
Kan?
İntikam?
Özgürlük?
Hangisi?
Bence Hocalı bizler için bir galibiyetin nişanıdır.
Hocalı Zulme karşı yılmadan, usanmadan, ne pahasına olursa olsun direnişimizin resmidir.
Ne birilerinin dediği gibi sadece bir can pazarıdır orası, ne de intikam gibi insanlık dışı bir duygunun yeşerdiği topraklardır Hocalı.
Bakın, bugün bile olan o kadar şeye rağmen nasıl da sevgi dolu bakıyoruz biz onlara.
Yanı başımızdaki bir komşumuzun Rus ya da Ermeni olmasından gocunmuyoruz.
Çünkü Hocalı bizim için Irklara duyulan nefretin değil, zulme duyulan öfkenin işaretidir.
Ermeniler ya da herhangi bir ırk, hiç önemli değil isimleri, ya da bizler ya da onlar hiç önemli değil kime yapıldığı, bizler sadece zulmü gördüğümüz yerde ellerimizle, o olmuyorsa dilimizle, o da olmuyorsa kalbimizle buğzetmeyi öğrendik dinimizden.
Türklüğümüz Müslümanlığımız bize bunu öğretti.
Zalimin karşısında susmamayı, dipdiri durmayı ve hiç yıkılmadan savaşmayı gösterdi.
Bizim atalarımız da öyle yaptılar ve bugün de bizler yapmaktayız.
Hocalı, zalimin mazlumu ezdiği yer olarak belleklerinizde belirsin.
Bugün Kerkük’te masum çocuklar ölürken nasıl dertli kalplerle onları anıyorsak, Hocalı’yı yâd ederken de aynı duyguları hissetmemiz gerekir.
Tüm dünyanın Hocalı’ya kulağını tıkadığı bugünlerde bizler sesimizi yükseltmeli ve beyinlere bu hakikatin girmesini sağlamalıyız.
Aziz şehitlerin huzurunda sözlerimi tamamlarken, Karabağ konusunda da sizlerden aynı duyarlılığı göstermenizi ve tüm dünya zalimin yanında olsa da, mazlumdan taraf olmanızı, onu yalnız bırakmamanızı istiyorum.
Allah Hocalı şehitlerinin nezaretinde tüm atalarımıza ve sizlerin de aziz geçmişlerine rahmet eylesin.