Son günlerde, Türk kimliğine yapılan saldırıların dozu iyice arttı. Hatta Türk Kimliği’ ne saldırmak moda oldu.
Köşe yazarları, tv kanalları, görsel ve yazılı medya, kimden emir aldılar, bilinmez… Kürt kimliği ve Kürtlerle ilgili haberler, hemen her kanalın vazgeçilmezi oldu. Ama “Türk” kelimesini ya hiç kullanmıyorlar, ya da çok az, cümle arasına sıkıştırıyorlar.
Sebebi belli: Artan Kürt milliyetçiliğine karşı, Türk milliyetçiliğinin de yükselme eğilimine gireceği endişesi, birilerini rahatsız ediyor. Bu saldırılar karşısında (yeteri kadar olmasa da) bir partimizden tepkili sesler yükseliyor. Ama diğer sivil toplum kuruluşları, Üstat Türk Milliyetçileri, Türk dünyasının tanınmış simalarından ses yok.
Ne de olsa yeni trend Kürt milliyetçiliği…
Vatandaş ise Türklüğünden utanır hale gelmiş. Kendi içine kapanmış, Kimliğine, Bayrağına, Devletine, geçmişine yapılan saldırıları ibretle izliyor. Gerilen sinirlerini “Ya sabır” diye dizginliyor. Türklerin o meşhur “vakur” duruşunu gösteriyor.
“Bin yıldır, kimsenin, diline, dinine, örfüne adetine bakmadan Anadolu’dayım” diyecek, birini bekliyor.
İşte Iğdır’ın yiğit evladı Sinan, burada ortaya çıkıyor. Tv. Kanallarında koşturup, duruyor. Ezilen, hor görülen, alay edilmek istenen Türk Kimliğine sahip çıkıyor. Karşısına çıkarılan gazeteci, araştırmacı-yazar adı altındaki PKK lılara “akıllı olun” diyor.
Kürtlerle Türkleri ayrıştırmaya kimsenin hakkı olmadığını, belirtiyor. Ayrışan, bölünen halkların bir arada yaşamasının zor olduğunu, ırkçı yaklaşımların, ne Türklere, ne de Kürtlere fayda sağlamayacağını anlatıyor. Düşüncelerini, sosyal bilimcilerin kuramlarına dayandırıyor.
Ama nafile!...
Gözler kör, kulaklar sağır olmuş. Sinan, ırkçılıkla suçlanıyor. Hem de 70 milyon izleyicinin gözünün içine baka baka ırkçılık yapanlar tarafından…
Sinan mütevazi… “Sizin Kürtler için istediklerinizi, ben de Türkler için istiyorum” “Siz ırkçı olmuyorsunuz da, ben mi oluyorum” diye soruyor.
Cevap yok…
Yugoslavya, Irak ve dünyadaki diğer etnik çatışmaların olumsuz sonuçlarının hatırlatılması da “ille de isterük” dayatmasının gölgesinde kalıyor. İnegöl, Çanakkale ve Hatay’daki toplumsal tepkiyi de anlamak istemiyorlar. Uydurdukları kılıf hazır: Provokasyon….
Sonra Sinan’a ırkçı diyenler, kendi şoven düşüncelerini net bir şekilde açıklıyorlar:
-Ayrı bir bayrak,
-Hayatın her alanında ayrı bir resmi dil, (yani, mahkemede, vergi dairesinde, hastanede, okulda, camide, nüfusta, tapuda, elektrik-su idaresinde, aklınıza gelen her yerde Kürtçe konuşulacak.)
-Ayrı bir Kürt federasyonu.
Bunlar yetmezmiş gibi terör örgütünün otobüs yakmasını, masum insanları öldürmesini, sokaklarda yapılan bombalı saldırıları, masum gösterme gayretlerini de herkes şaşkınlıkla izliyor.
Bu kadar pişkinliğe Sinan’da şaşıyor. Ama cevaplarını veriyor. Çünkü Sinan’ın dede-baba komşuları, Şemo dayının, Maho amcanın rahat ve huzuru Sinan için önemli… Türklerin ve Kürtlerin, birlik beraberlik içinde yaşamaları Sinan için önemli…
Evet, Tv. Programlarında sık sık Sinan’ı izlemekten bir Iğdırlı olarak gurur duyuyorum. Aklı selim çözüm önerileri, kendine güvenen, mütevazi kişiliği ile izleyenleri etkiliyor.
Ancak, Sinan’ da biliyor ki, ne anlatırsa anlatsın, karşısındakiler, anlamak istedikleri kadar anlayacaklardır…