1357 yılında o günkü AKINCILAR, RUMELİ de akınlar düzenlerlerdi. Dinlendikleri zaman aralarında güreşler tutarlardı. Bir gün 40 akıncı güreşe tutuşurlar. Gece yarısına kadar süren güreşlerde yenen olmaz. Bitkin düşen, yiğitlerin hepsi şehit olur. O yiğitlerin mezarlarının başında mucizevi olarak 40 pınar çıkar.
O günden beri, Edirne, Sarayiçi’nde bulunan Kırkpınar denilen yerde her yıl güreşler yapılır. Yiğitliğin, harman olduğu bu güreşlerde, yiğitlik, mertlik, kahramanlık, dürüstlük vardır. Mertçe güreşler yapılır. Asla hileye başvuran olmaz. Yenilen, yenenin elini öperek havaya kaldırır. Bu hareketler Kırkpınar’ın sembolü olarak günümüze taşınmıştır.
Bu günkü yaşayan bu halk, o günkü, o yiğitlerin torunlarıdır. Mertlik, dürüstlük ve yiğitlik bizlerin mayasında olmalıdır. Rakibimiz kim olursa olsun, O’nun başarısını kabul ederiz. O’nu kendimize yasaların, tanıdığı süre içinde, önder kabul ederiz. Zamanı gelince, çalışır, öğrenir mertlik kuralları içinde yenmeye çalışırız. Bu özellik hepimizde olmalıdır.
Kurtdereli Mehmetler, Kel Aliçolar, Koca Yusuflar bu özellikleri ile tanınır. Kimse onlara asla, yakışıksız bir söz söylemez. Meslektaşları Onları hep örnek almışlardır.
Yok olmak ve esir olma durumu ile karşı karşıya kalan bu ırk, Mustafa Kemal’lerin, İsmet İnönü’lerin, Fevzi çakmak’ların, Kazım Karabekir’lerin ve yüzlerce yiğitlerin yüzü suyu hürmetine, beceri, ve yetenekleri sayesinde bu günlere çıkmıştır. O günden beri bu ülkeyi 11 Cumhurbaşkanı, 60 Başbakan yönetmiştir. Hepsinin, bu halk ve ülkede emeği vardır. Hepsini minnet ve şükranla anmalıyız.
1946 dan beri bu ülke, çok partili yaşama geçmiştir. çok partili yaşama geçişi, sağlayan rahmetli İsmet İnönü 14 Mayıs 1950'de seçimleri kaybedince, en küçük bir bahane bulmadan, ülke yönetimini seçimleri kazanan Bayar ve Menderes’e teslim etmiştir. Uzun yıllar centilmence yarış siyasi partiler arasında sürüp gitmiştir.
Ne olduysa, AKP’nin iktidarında bu centilmenlik bozuldu. 2002 de iktidara gelen AKP yönetimini bu halk kabullendi. Ne yazık ki Sayın Erdoğan, sık sık geçmişi karalamaktan asla vazgeçmedi. İkide bir, İsmet İnönü için olmadık hakaretler yağdırdı. Şimdi de tutmuş, 9. Cumhurbaşkanımız Sayın Demirel’i azarlamaktadır. Nasılsa, kısa süre önceye kadar, Demirel’den sık sık akıl danışıp dururdu.Ne yazık ki, geçmiş hükümetleri karalamak, kendince başarısını artıracağını sanan bir tutumu sergilemektedir.
Sayın Başbakanımızın tutumunu asla olumlu bulmuyorum. CHP liderinin dediği bir sözü meydanlarda seslendiriyor. “RüZGAR EKEN, FIRTINA BİçER.”Sözünden alınmış. “ Ben, ne rüzgar ektim ki, fırtına biçeyim?” Demektedir. Allah aşkına, rüzgar ekmediğiniz, bir gün var mı? Siyasi rakiplerinize, “ALçAK, AHLAKSIZ, TERBİYESİZ” diyeceksiniz. Şerefsizlikle suçluyacaksınız. Ve bunu pişkinlikle karşılayacaksınız. MHP liderine “AKP’ye gelince kaplan, CHP ve BDP’ye gelince kuzu oluyorsunuz.” Yakıştıracaksınız, sizce, bu söz doğru bir söz müdür?
Bir siyasi liderin adına, güya “AKP’ye oy verenlerin, beyinleri yoktur.” İftirasını nasıl söyleyebilirsiniz? Bu söz, sizce şık mıdır? Yüce Allah, fitne, fesat ve karıştırıcılığı lanetlemiyor mu? Allah’ın lanetlediği bir tavrı nasıl yorumlayabilirsiniz?
AKP’ye, karşı görüş gösterileri yapanları, protesto edenleri, “Milli iradeye vurulmuş bir prangadır.” Diye tanımlama yapıyorsunuz. Bu protesto etmeler halkın doğal hakkı değil mi? Protestocuları, EŞKİYALIK diye tanımlıyorsunuz. Orantısız güç kullanarak, biber gazı ile bir emekli öğretmenin, boğulup kalp krizi geçirmesine, ses çıkarmayacaksınız. “Birisi kalp krizi geçirmiş. Kimliğini bilmiyorum, üzerinde durmak gerekmez.” Demeniz, bu ülkeden sorumlu olan bir başbakana yakışır mı?
Bir zamanlar, “Bİ TARAF OLANLAR, BERTARAF OLURLAR.” diyordunuz. Demek, halen o düşüncedesiniz. İnan Kıraç denen bir iş adamının, seçim tahmini yapmasını içinize bile sindiremediğiniz ortadadır. İnan Kıraç’ı tehdit ermekten geri durmuyorsunuz. Bir zamanlar İDOLUNUZ olan türkücü sanatçı SABAHAT AKKİRAZ, sizin partinizden değil de, bir başka partiden aday olmasına müsvedde sanatçı diye tanımlama yapıyorsunuz. Binlerce, toplumda saygı görmeyen konuşmanızı, dile getirmek mümkündür.
Son söz olarak, tüm halkımıza, AKP’ye meyil veren kardeşlerime seslenmek istiyorum. Kırkpınar, mertlik, yiğitlik demekti. Oysa Sayın Başbakanın hangi sözü, Kırkpınar ruhuna uygundur?
(Kaynak: Iğdır'ın Sesi Gazetesi)