AKP, siyasetinin gerçek anlamı, 28 Şubat’ın öcünü almak olduğunu bilmeyen yoktur. Bu öcü almak için, kendisine yandaşlar bulmak zorundadır. Kendileri için, sözde tezgah kuran, tehdit eden zamanın Genel Kurmay Başkanı ile Dolmabahçe de ki görüşme sırrının bu güne dek açıklanmaması.
Yaratılan korku iktidarı ile, her kesimi tehdit eder olmaları.
Bir zamanlar, Taliban’ın dizinin dibinde oturup, O’ndan dersler almaları.
Yurda gelme cesaretini gösteremeyen, birisinin, okyanus ötesinden talimat vermesi.
Milli görüş gömleğimi çıkardım, demelerine rağmen, Cumhuriyetle kavgalı olanların hep köşe başlarını tutmuş olmalarından.
Alevi açılımı yapıyorum, diyerek, Necef’e gidip Hz. Ali’nin türbesinde dua etmesine rağmen, Hz. Ali’nin kendisinin, çocuklarının katillerini lanetlememesinden.
13 milyonu aşkın kişinin, açlık, açlık sınırında ya da açlık sınırı altında olmasına rağmen, kişi başına düşecek gelirin 25 000 dolar hayali kurmaları. Acaba, bu paraya hangi grup halkımızın sahip olacağının söylenilememesi.
Hayallerindeki, ileri demokrasi tanımına, açıklık getirmemeleri. Yoksa 367 oy ile anayasada ki değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelerin değiştirilmesi olayı mı?
19 Mayıs 1919’dan bu güne kadar, bu vatan, bu toprak, bu bayrak için şehit olanların sözde olarak anılması. Varsa yoksa kafalarında ki birilerinin anılması.
Sürekli olarak polemik üretilmesi, kendilerini eleştirenlere, CANDAŞ denilmesi. Yanlarında olan gruplara ise YANDAŞ demekten kaçınmaları.
Hopa’da ki protesto gösterilerinde, polisin halka uyguladığı, orantısız güç uygulamalarında, ölen emekli bir öğretmen için “Kimliğini bilmiyorum, kalp krizi geçirip ölmüş, üzerinde durmaya bile değmez.” Demeleri yüzünden.
İmzasız, ihbarlar sonucu tutuklanmaların yapılması çok doğal olmuş. Muhalefet ile ilgili, belediyelerde her türlü soruşturma ve tutuklamalar yapılıyor. Ama, delilleri ortaya konan, Kayseri belediyesinde ki yolsuzluk ile ilgili hiçbir adım atılmıyor. Yetmemiş gibi “Muhalefetin bütün belediye başkanları, benim Kayseri belediye başkanı edemez.” Deyip, soruşturma açacaklara gözdağı verebiliyor.
Görme özürlü bir vatandaşın, maaşım az, geçinemiyorum. Sözüne, ne yapayım? Görmemene rağmen, sana iş verdik otur oturduğun yerde diye haşlamasından.
Reklamlarda, hedef 2023 diyorlar. ülkemizin, dünyanın, tarımda gelişmiş ilk beş ülkesinden biri olduğunu söylüyorlar. Hayret, bu kadar tarımda gelişmişsek, neden, kurbanda anguşları, bu ülkeye getirdiniz?
Birilerine, kömür, yağ, makarna birilerine, kışın gününde buzdolabı, birilerine susuz ve elektriksiz köylere çamaşır makinesi dağıttınız. Sadaka kültürünü yerleştirmenizden.
Kendilerine ve partilerine yandaş olacaklara, her türlü olanakları sağladınız. Kefilsiz ve ipoteksiz, birileri için 764 milyon dolar kredi verip, televizyon ve gazete satın aldınız. Yandaş yargıyı oluşturmak için, baskılar uyguladınız. Devletin yatırımları için, yandaş müteahhitler türetilmesinden.
Binlerce kişinin, telefonlarının dinlenilmesi, siyasi parti binalarının çevrelerinde dinleme arabalarının cirit atmaları, başbakanın mitinglerine, devletin arabalarının plakalarını değiştirilerek yolcu taşımalarından.
AKP’ye oy vermemem için, binlerce gerekçe vardır. Ben bireysel düşüncelerimi, halkımla paylaşmak istedim. İstedim ki, bu uyarılardan birileri de ders çıkarsın.