Hasan TUFAN
Iğdır'da Barış, Iğdır'da Basın...
“ Öncelikle şu; '' IĞDIR'DA OTURAN VE DE IĞDIR'DAN UZAKTA OLANLAR...''
gibi ilkel ayrımı yapanlara bir çift sözümüz olacak! „
BİR: Dünyanın neresinde olursa olsun her Iğdırlının Iğdır üzerine fikir ileri sürmesi en doğal hakkıdır bu biline.
Kimse Iğdır'a her geliş gidişini belgelemek zorunda değildir bu biline...
İKİ: Iğdır'ın tapusu kimsenin üstüne kayıtlı olmadığı gibi, çağdaş dünyadaki gelişmiş haberleşme araçlarıyla herkes her zaman diliminde Iğdır'a ulaşabilmekte, orada olup bitenlere en az oradakiler kadar ilgi duyarak kafa yormaktadır.
ÜÇ: Ne Iğdır'da yaşayanlar arasında bölünme ve ayrımcılık yaşansın, ne de ''yakındaki Iğdırlı, uzaktaki Iğdırlı...'' Gibi utanç verici yakıştırmalara gidilsin.
DÖRT: ''Önce insan, sonra Iğdırlı, sonra vatandaş...'' diyerek, sosyal barış içinde ortak sorunlarımızın üstüne üstüne gitmeliyiz.
IĞDIR'DA BARIŞ
Iğdır Belediye Başkanı Sayın Mehmet Nuri Güneş göz altına alındığında camları taşlayanlar da bizim insanımızdır.
Yakın geçmişte hemşehrilerimizi meydana toplayıp '' Çök- Kalk''
diyenler de bizim insanımızdır. Ona da saygı ve sevgi... Ona da...
Sağduyu sahibi her Iğdırlı, ayrım yapmadan sosyal barış adına ortaya çıkarak, sesini yükseltmelidir.
Yoksa ''bizimkiler-sizinkiler'' gibi yaklaşımlar hem insanlığa hem de Iğdır'a ihanet olur.
Ne her önüne gelen her ağzına geleni konuşmalı, ne de her beyaz şey gören aklına geleni yazmalıdır.
Zaman, kolay kahramanlık zamanı değildir. Zaman, her sosyal gruba dahil insanları kaynaştırıp barıştırma zamanıdır.
Herkes adalete saygılı olmalı, herkes bu ülkenin bir eşit vatandaşı olarak kendisine tanınan tüm hakları özgürce kullanmalıdır.
Bunu kullanırken, ne etrafı yakıp yıkmalı, ne de etraftaki insanlara başka bir gözle bakmalıdır.
Nice insanların şurada burada adalet beklediği bir dönemde, yine en doğrusu adalete güvenmektir.
Her yerde... Her olayda...
Herkese sükunet herkese sağduyu...
Herkese vatandaşlık temelinde ortak ve yasal mücadele düşer.
''SİZ-BİZ'' ayrımı yapılmadan...
''SİZ-BİZ'' demeden herkese...
ANKARA'DAKİ TEKEL İŞÇLERİ GİBİ OMUZ OMUZA...
Muşlu, Bitlisli, Rizeli, Mardinli, Hataylı, İzmirli, ve de her yerli Tekel işçileri gibi...
''Şu etnik grup, bu etnik grup, şu mezhep bu mezhep'' demeden, alınteri hakkı için omuz omuza vererek hak arayan o işçiler gibi olmalıdır.
Yoksa, yoksa herkese yoksulluk, herkese karanlık günler...
Iğdır halkının bölünmeğe değil, birleşerek Iğdır'ın ve de Iğdırlıların hakkını aramaya ihtiyacı var.
Orada ve ülkemin her yerinde herkes aynı gemidedir bu biline...
Bu birlik ve berberlik gemisinden kimse kimseyi koparıp atamaz.
Yüzerse birlikte yüzeriz, batarsa birlikte batarız.
IĞDIR'DA BASIN
Basın denen şey para işidir. Araç ve gereç işidir. İnsan unsuru işidir.
Ya çok satarak para kazanacak, ya da bol bol ilan ve reklam alarak para kazanacaktır.
Konumuz yazılı basın...
Türkiye'de iki tür yazılı basın var:
Bunlardan biri, kaynağı belli olmayan paralarla basılıp genel olarak da bedava dağıtılan ve belli bir siyasi gruba hizmet eden çıkarcı ve yandaş basındır.
Şu her yana, her adrese ve de kapı altlarına dağıtılan bir acayip yandaş gazete var ya işte onun gibi...
Gazeteyi bedava dağıtarak, işte şu kadar tiraja sahibiz havası basan, değirmeninin suyunun nereden geldiğinin hesabını vermeyen gazete var ya işte onun gibi...
Öteki de kendi ayaklarının üstünde durarak, kendi yağında kavrulmaya çalışan özgürlüğün ve de gerçeklerin sesi basındır.
Ne var ki, ülkemiz giderek yandaş ve de çıkarcı basının eline geçiyor.
Vatandaşlarımızın gerçeklere uzak kalması da bundandır elbette.
Basın tarafsız olmalı!.. Tarafsız kalması için tüm şartlar oluşturulmalıdır!..
Yoksa, onuruyla yaşayamaz. Yoksa başa geçen siyasal iktidarlara yağcı olup çıkar.
Yoksa, çıkarcılık adına ne varsa onu yaparak, bir halkın geleceğini ipotek altına sokar.
Yoksa, merkezi ve yerel yöneticilerin önünde el pençe durur.
Yoksa, insanlık onurunu zedleyen gerçekleri çıplak gezdiremez.
Yoksa, bir güzel kıskançlık çerçevesine girerek, kendi köşesinde asılı kalır.
Yoksa, sadece benim gibi düşünenler olsun, benim çıkarıma doğru keser sallyanlar benim gazeteme yazıp çizsinler düşüncesi şaha kalkar.
Kısacası ulusal ve yerel basın özgür ve de tarafsız olarak halkın sesi konumuna girmelidir.
Bu genelleme içinde IĞDIR BASINI:
İçlerinde birkaç yürekli ve bilinçli yerel gazeteci hemşehrimiz vardır. Doğruya doğru eğriye eğri...
Ne var ki, bu Iğdırlı cesur yerel gazeteci kardeşlerimizin de olanakları yeterli değil.
Yani Iğdır halkına günlük gazete gibi gazete sunumu yapacak güçleri yok.
Dileriz ki, ya birlik olup bu gücü yakalarlar. Ya da bir onurlu paralı hemşehrimiz ortaya çıkarak, elini taşın altına koyar; '' alın size sermaye, Iğdır'ın ve ülkenin gerçeklerine hizmet edecek bir güzel gazete çıkarın,'' der.
''Siyasal iktidarların değil, halkın sesi olacak gazete…
Merkezden ve de yerel yönetimlerden ürküp korkmayan gazete çıkarın.'' der.
Yoksa, sayıları az olan birkaç cesur gazeteci hemşehrimiz Iğdır'da boşlukta beklerken, Meydanın kimlere kalacağı bellidir.
Orada Iğdır halkının sesi asla yükselmez!
Ya siyasal iktidarın, ya yerel yönetimlerın, ya da parası olanların sesi yükselir o kadar.
Bu ülke; YENİ ÇAĞ, YAKIN ÇAĞ diye yol alırken, şimdi başka bir yola ayrımına geldi.
Yalaka Çağı, Yandaş çağı, Çıkarcı Çağı yolu...
Uyanık birileri o yolda ilerlerken, vatandaşlar da aynı yerde yoksullaşarak bekliyor.
İşte onurlu gazetecilere ONURLU MANŞET:
''YA UYANIK BİRİLERİNİN GELECEĞİ, YA DA TÜM VATANDAŞLARIN..''
Yazın yazın!..
Bu sitede yer alan bilgiler www.IGDIRLI.com adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.