Hasan TUFAN
Iğdır'da ''YARIM AĞIZ'' Siyaseti
“ Iğdır'dan dün geldim. Orada edindiğim son izlenimleri, dünyanın her yerindeki can hemşehrilerimle paylaşmak istedim. „
İşimiz gazetecilik olunca, ne Iğdır gerçeklerinin üstünü ortebiliriz, ne de bu yazıma başlık olarak kullandığım gibi '' YARIM AĞIZ''
siyaseti yapabiliriz.
Ne varsa tezgaha...
Ne biliyorsak ortaya...
Hem isti isti...
Hem de açık açık...
Çünkü böyle gelmiş böyle gitmemeli!..
Ne ağızların yarısı kullanılmalı...
Ne de işin özünü karınlarda saklamalı.
Kısacası, şu '' YARIM AĞIZ'' hastalığından kurtulmalı!..
YARIM AĞIZ SİYASETİ
Her Iğdır'a gidişimde, o eski siyaset hastalığına tanık olurum, şu rahmetlilerden kalan siyaste...
Şu oy verme gününe kadar netleşmeyip, kendisini terazinin ağır kefesine göre yönlendiren o yanlış siyasete...
Yazık oluyor Iğdır'a yazık!..
Bizimkilerin kulağına daha yıllar önce kazıdığım '' YARIM AĞIZ''
siyasetiyle Iğdır'a yazık oluyor.
YARIM AĞIZ SİYASETİ: Fikir ve düşüncelerin açık ve net olarak ortaya konmamasının öteki adıdır.
YARIM AĞIZ SİYASETİ: Iğdır'ın acı gerçekleri ortaya serilirken, tartışma kültürüne kapalı olan zavalıların beyin ürünüdür.
YARIM AĞIZ SİYASETİ: Ya birilierini kötüleme, ya da etnik olgulara sığınarak senaryo üretme kültürüdür YARIM AĞIZ SİYESETİ: Kulaktan dolma bilgilerle uzaktan uzağa adı geçen her şey üzerine ahkâm kesme dürtüsüdür.
YARIM AĞIZ SİYASETİ: Görüntüye itibar
ederken işin özünü perdeleme siyasetidir.
YARIM AĞIZ SİYASETİ: Her şeyi kendilerinin bildiğini sananların, gençlerimizin önünü kesme işidir. Susturma ve de sindirme işidir.
YARIM AĞIZ SİYESETİ; Ülke ve Iğdır gerçeklerine göre değil, kendi çıkarına göre tavır alma işidir.
Bu siyaset, elbette ki Iğdır'a zarar veriyor. Hiç bilenenle bilinmeyen bir olur mu? Hiç üstü örtülü şeye siyaset denir mi? Hem net olmayacak, hem karnından konuşacak, hem herkese umut dağıtacak, hem bilmezken bilirmiş gibi yapacak, hem küçük dağların yapımcı firması olarak ortada dolaşacak, hem de ''Iğdır benden ya da bizden sorulur'' edasıyla hava atacaksın öyle mi?
Öyle değil işte...
Bu kafalar değişmeli!..
Bu kafaları değiştirmeliyiz!
Iğdır'ın acı gerçeği bu!
BURAYA KADAR OLANIN ÖZETİ:
BİR: KONUŞACAK, TARTIŞACAK, AÇIK VE NET OLACAKSIN.
İKİ : GÖRECEK, DUYACAK, BİLECEK VE DE ÖYLE KARAR VERECEKSİN.
ÜÇ : ''BEN BEN, BİZ BİZ'' DEĞİL, ÜLKENİ VE DE IĞDIR'INI DÜŞÜNECEKSİN.
DÖRT: OYALAMAYACAK YÜZÜNE YÜZÜNE SÖYLEYECEKSİN.
BEŞ VE SON: KARNINDAN DEĞİL, AĞZINDAN KONUŞACAK, YARIM AĞIZLA DEĞİL, TAM AĞZINLA KONUŞACAKSIN.
''EY DEMEZLER, MEEE NE, İNDİ OLMAZ, O BELEDİ, BU ELEDİ...'' GİBİ İLKEL SOSYAL DÜRTÜDEN UZAK KALARAK, TÜM GERÇEKLERİ ÇIPLAK GEZDİRECEKSİN!
DEĞİŞMELİ, ELBETTE Kİ, DEĞİŞMELİ...
''Böyle gelmiş böyle gitmemeli, zaman ve zemin önemli değil.
Yanlışa yanlış... Doğruya doğru demeli...
Söylemeli, susmamalı...''
Diyoruz.
Niye diyoruz?..
Çünkü Iğdır'ı ve de Iğdırlıları çok sevdiğimizden...
Çünkü gidecek başka ülkemiz olmadığından...
Bir iletişim uzmanı olarak, can hemşehrilerime böyle bir reçete sunmayı görev bildik.
Doğruya doğru... Eğriye eğri....
GAZETECİ
HASAN TUFAN
tufanmedya@gmail.com
Bu sitede yer alan bilgiler www.IGDIRLI.com adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.